FAKİRANE

Fakir ama Gururlu

Efendilerin Efendisi Canım Sultanım

Dün gece, rüyası bahşedilmedi ama bir hayal yanaştı zihnimin kuytusuna. Seninle bir yolda yürüyoruz. Yürüdükçe açılan bir yol bu. Ağacı, aracı, toprağı yok. Yok ikimizden başka yolcusu. Sen, en çok konuşmak istediğim insan, yanımdasın ama yüzüne bakamıyorum. Teninden sızan gül kokusu başımı döndürüyor. Heybemde sorular var. İrili ufaklı çakıl taşları gibi sorular. Onları birer birer çıkarıp hafiflemek, sonra seninle uçmak istiyorum. Devamı »

Haziran 21, 2007 Yazan: fakirane | Deneme | | 5 Yorum

Leyla’nın çılgınlığı

Mecnun kelimesinin sözlükte “deli, çılgın, cin tutmuş, cinnet getirmiş” gibi karşılıkları yanında bir de “tutkun âşık, aşırı seven” anlamı vardır.
Bu ikinci anlam, Mecnun denildiği zaman aklımıza gelen ünlü âşık yüzünden olsa gerektir. Amiroğullarından Kays b. Mülevvah’ın (ö. 698) veya Emeviler çağında yaşamış Kays adlı bir beyzadenin (Kays bin Şame) lakabı olan Mecnun kelimesinin eski kaynaklardaki kullanımı “Mecnun–ı Leylî (Leyla’nın çılgını, Leyla’nın delisi)” biçiminde olup, kelime daha çok sözlük anlamıyla ön plana çıkar. Bu öyküye konu olan Leyla’nın gerçek adı ise “Leyla binti Mehdî bin Sa’di’l–Âmirî (Amiroğulları’ndan Sa’d oğlu Mehdî’nin kızı Leyla)”dir.

Devamı »

Haziran 16, 2007 Yazan: fakirane | Deneme, İskender Pala | | 5 Yorum

Çok dinlenenler

Haziran 16, 2007 Yazan: fakirane | Musiki | | Henüz Yorum Yok

A. Kamangir’den (Farsça)

Farsça bir müzik… Yazarı hakkında pek bilgi edinemedim, İsmi A. Kamangir…

Bence dinleyin yeter

http://www.fileden.com/files/2007/3/6/857202/farsca-persian.mp3

Haziran 16, 2007 Yazan: fakirane | Musiki | | Henüz Yorum Yok

Züleyha’nın Yusuf’u

Züleyha’nın gözlerinde Yusuf’un sureti var
Her şafak ağaran saçlarında
Tel tel Yusuf’un aydınlığı

Endamıyla çıkınca avlulara
Sarayda bir güzellik dolaşır
Yusuf ise Züleyha’nın damarlarında

Ay doğmaya utanır, bir bahar akşamında
Ve çöllerin şaşkınlığı sorunca nedenini
Der ki: Yusuf bu gece Mısır sokaklarında Devamı »

Haziran 8, 2007 Yazan: adigebatur | Şiir Makamı | | 4 Yorum

Leyla Köşesi

Bir de bakalım Leyla köşesinden

Aşkın kadın adlı penceresinden

Bırakmıştı kendini yazılmış olana

Susmak ve konuşmamak denen cana

Evlenmişti ve görünüşte mutlu

Şimdiden memnun ve gelecekten umutlu

Fakat bir eksiklik ufacık bir nokta

Kalbi kurcalıyordu hala

Mecnun ne olmuştu neredeydi

Nasıldı ne yapıyordu hali neydi

Geceleri loş gölgeler arasında

Kum tepelerinde ay yarasında

Mecnuna benzeyen hayaller olurdu Devamı »

Haziran 6, 2007 Yazan: fakirane | Şiir Makamı | | 2 Yorum

Perhiz

Siir yazmaya hevesli zengin bir aga, yazdıgı siirleri usagı ile incelemesi için meshur sair Keçecizade Izzet Molla’ya
yollamıs. Izzet Molla bakmıs siirlerin ipe sapa gelir yanı yok, agaya, “Perhiz yapsın” diye (Az ve öz yazsın anlamında) haber
göndermis. Aradan zaman geçmis. Aga, Izzet Molla’ya bir tomar daha siir göndermis. Izzet Molla yine, “perhiz yapsın” demis.
Bir müddet sonra aga bir parti daha siir yollamıs. Izzet Molla siirlerin çokluguna bakıp aganın perhize devam etmesini isteyince
usak, “Efendim, agam o kadar perhiz yaptı ki igne iplige döndü, devam edecek hali kalmadı” demis. Izzet Molla Parlamıs: “Ulan,
agan bu derece sıkı perhiz yapıyor da bunca pislikleri neresinden çıkarıyor?…”

Haziran 5, 2007 Yazan: fakirane | Tarihe Ayna | | Henüz Yorum Yok

Böyle Bir Uşak

Hüsrev Pasa sinirli ve hırçın tabiatlı biriymis. Sık sık çevresindeki, emri altındaki kisileri azarlar, kırarmıs. Yine öfkeli bir
anında usagını agır bir sekilde azarlamıs, hakarette bulunmus. Usak:
— Artık bu kadarı fazla, diyerek alıp basını gitmis.
Bunu duyan usak simsarları hemen Hüsrev Pasa’nın konagına damlamıslar. Hüsrev Pasa aradıgı usakta bulunmasını
istedigi nitelikleri sıralamaya baslamıs:
— Benim huyumu biliyorsunuz, bana buna göre bir usak bulacaksınız. Bulacagınız usak öyle zır cahil olmasın. Az çok
okuma yazma bilsin, biraz mürekkep yalamıslıgı olsun. Devamı »

Haziran 5, 2007 Yazan: fakirane | Tarihe Ayna, İskender Pala | | Henüz Yorum Yok

Merhamet

Müminlere imdada yetiş merhametinle

Mülhidlere lakin daha çok merhamet eyle

M.Akif

Acımak bir derttir çoğu zaman, derdi acıya yığar. Mahlukun acıması dertten doğar da, Halik merhametiyle sevince boğar. Merhamet ok ok yürekler kanatır yaratılanda; merhamet eseri olarak yağmur yağmur sevindirir kulunu Yaratan da. Merhamet bir gözyaşıdır, gözyaşı dökende merhamet sicim sicim; merhametini rahmet rahmet dağıtınca Rahman ve Rahim, elbet annenin yavrusuna merhametinden çok ötedir, hem çok kerîm!.. Kışın mağaralarında barındığı dağlara da, güneşin sessiz vadilerde kavurduğu çağlara da; toprağın yarıldığı kuraklıklara ve yolları yollara bağlayan aklıklara da eşittir merhamet. Devamı »

Haziran 5, 2007 Yazan: fakirane | Deneme, İskender Pala | | Henüz Yorum Yok