FAKİRANE

Fakir ama Gururlu

Hüzün en ziyade yakışandır bize

Hüzün, bir hazin kelime. Ayrılık gibi, hicran gibi; ama mutluluk gibi de. Bazan bir gözde görürüz onu, bazan bir yüzde. Bazan bulutlarla gelir, bazan lodoslarla.

Hüzün tarih olur, Bağdat ufuklarını Osmanlı tuğları misali bekleyen hurma fidanlarıyla; Tuna boylarını hatem yakutları gibi süsleyen kaleler ve burçlarla gelir yedi yüz yıllık hafızamıza. Elhamra avlusunda derin uykulara dalmış mağrib güneşi olur kah; kah Kudüs gecelerinde savrulan Selahaddin rüyaları. Devamı »

Temmuz 23, 2007 Yazan: fakirane | Deneme | | 1 Yorum

Saklı Su

infrared_2.jpg Her şeyi bitirişim sen önceydi..Güzergâh da ki kuş çığlıklarını kulağıma yer edişim senden önce…

 

senden önce kabuklarımı soymuştum yaralarımın..kırmızıya göz dikişim sende önce…bütün ilmeklerini senden önce kaçırmıştım bu hayatın…esir zincirlerini kırmayı,firari umutları salıvermeyi senden önce öğrenmiştim…

 

Devamı »

Temmuz 21, 2007 Yazan: fakirane | Deneme | | Henüz Yorum Yok

Bir Kalbiniz Vardır Onu Tanıyınız

Bir bin… iki bin… üç bin…

“…Oysa ben bir melek görmeyi umarak başlamıştım her şeye… Ve somut bir gecenin sabahında uyanmak için değil, işlerine, okullarına geç kalmamak için yataklarını terk eden insanlara sesimi verdiğimde başladı aklımın karışıklığı…

Biliyorum, aslında siz beni değil gözlerimi seviyorsunuz… Ve ölesiye merak ediyorsunuz saçlarımda biriktirdiğim kelebek kanatlarını… Oysa benim şahdamarım da yerinde duruyor hala ve bileklerimde sağlam… Ama Neyzen Tevfik öleli çok oldu… Devamı »

Temmuz 13, 2007 Yazan: fakirane | Deneme | | 2 Yorumlar

Efendilerin Efendisi Canım Sultanım

Dün gece, rüyası bahşedilmedi ama bir hayal yanaştı zihnimin kuytusuna. Seninle bir yolda yürüyoruz. Yürüdükçe açılan bir yol bu. Ağacı, aracı, toprağı yok. Yok ikimizden başka yolcusu. Sen, en çok konuşmak istediğim insan, yanımdasın ama yüzüne bakamıyorum. Teninden sızan gül kokusu başımı döndürüyor. Heybemde sorular var. İrili ufaklı çakıl taşları gibi sorular. Onları birer birer çıkarıp hafiflemek, sonra seninle uçmak istiyorum. Devamı »

Haziran 21, 2007 Yazan: fakirane | Deneme | | 5 Yorumlar

Leyla’nın çılgınlığı

Mecnun kelimesinin sözlükte “deli, çılgın, cin tutmuş, cinnet getirmiş” gibi karşılıkları yanında bir de “tutkun âşık, aşırı seven” anlamı vardır.
Bu ikinci anlam, Mecnun denildiği zaman aklımıza gelen ünlü âşık yüzünden olsa gerektir. Amiroğullarından Kays b. Mülevvah’ın (ö. 698) veya Emeviler çağında yaşamış Kays adlı bir beyzadenin (Kays bin Şame) lakabı olan Mecnun kelimesinin eski kaynaklardaki kullanımı “Mecnun–ı Leylî (Leyla’nın çılgını, Leyla’nın delisi)” biçiminde olup, kelime daha çok sözlük anlamıyla ön plana çıkar. Bu öyküye konu olan Leyla’nın gerçek adı ise “Leyla binti Mehdî bin Sa’di’l–Âmirî (Amiroğulları’ndan Sa’d oğlu Mehdî’nin kızı Leyla)”dir.

Devamı »

Haziran 16, 2007 Yazan: fakirane | Deneme, İskender Pala | | 5 Yorumlar

Merhamet

Müminlere imdada yetiş merhametinle

Mülhidlere lakin daha çok merhamet eyle

M.Akif

Acımak bir derttir çoğu zaman, derdi acıya yığar. Mahlukun acıması dertten doğar da, Halik merhametiyle sevince boğar. Merhamet ok ok yürekler kanatır yaratılanda; merhamet eseri olarak yağmur yağmur sevindirir kulunu Yaratan da. Merhamet bir gözyaşıdır, gözyaşı dökende merhamet sicim sicim; merhametini rahmet rahmet dağıtınca Rahman ve Rahim, elbet annenin yavrusuna merhametinden çok ötedir, hem çok kerîm!.. Kışın mağaralarında barındığı dağlara da, güneşin sessiz vadilerde kavurduğu çağlara da; toprağın yarıldığı kuraklıklara ve yolları yollara bağlayan aklıklara da eşittir merhamet. Devamı »

Haziran 5, 2007 Yazan: fakirane | Deneme, İskender Pala | | Henüz Yorum Yok

Zarafet

Zarafet kelimesinin içini doldurabilecek özellikler nelerdir? Acaba hiç düşündünüz mü, zarif insan kime denir?

Zarif kelimesi zarf kelimesi ile aynı köktendir. Zarf, “içine bir şey konulan kap” anlamını taşır. Mektup zarfı gibi. O halde zarif insan da, “içinde latif ve hoş şeyler bulunan kişi” anlamına gelecektir. Soru şu: Zarafetin içini dolduran bu latif ve hoş şeyler acaba nelerdir?!.. Devamı »

Mayıs 25, 2007 Yazan: fakirane | Deneme | | 2 Yorumlar

Sevgilim İhanet

Kelimelerin hastalıkları varsa eğer,”ihanet” mutlaka cüzzamlı olmakla suçlanmıştır.Oysa, soluğumuz kadar yakındır da biz onu bambaşka yerlerde ve kendimizden çok uzakta bilmeyi yeğleriz.İhanet hayatımızın ta kendisidir,dikkatli bakın, göreceksiniz.

İhanet daima iki uçlu.Gerçekleşmesi için bir muhatap gerekli ve bu yanıyla aşka benziyor.Bu yüzden değil mi ki ihaneti yaşayanlar,büyük aşkları yaşayanlar kadar ünlü ve daima çift isimle anılıyor bu öyküler.Habil ile Kabil söz gelimi.Leylâ ile Mecnun .En trajik olanı galiba İsa’nın son akşam yemeği ve İşte insan. Hıristiyan batıda her şey bu çok eski ihanetin etrafında döner ve çarmıhlar artık daima omuzlardadır.Sezar’ı asıl öldüren yediği hançerden daha çok Brütüs’ün,olmaması gerektiğine inandığı bir yerdeki mevcudiyetini görmesidir. Devamı »

Mayıs 25, 2007 Yazan: fakirane | Deneme | | Henüz Yorum Yok

Hikem-i Ataiyye

Melâl(hüzün) içindesin. Yoksul olduğunu düşünüyorsun. Ne ki senden alınmıştır, o senin hayrınadır. İçindeki yoksulluğu hissediyor musun? İşte senin için en hayırlı vakit. Unutma, ihtiyaç mütemadîdir.

Madem ki içinde bulunduğun yer, konuştuğun kimse sana feyz vermiyor, terke mani olan ne?

Sevdiğin ve kendisine koştuğun iyi iş, meşgul olman gereken iştir.

Yapacağın iki iş birbirine karıştığı zaman onlardan nefsine ağır gelenine bak ve onu yap. Çünkü nefse ancak hak ve doğru olan şey ağır gelir. Devamı »

Mayıs 21, 2007 Yazan: adigebatur | Deneme | | 3 Yorumlar

Allah Bize Yeter…

Allah bize yeter

ALLAH BİZE YETER…

Sahip olduklarınızın sizin olduğunu düşünüyorsanız muhtaçsınız demektir.

Varlık içinde yokluğu görmemişseniz, yoksulsunuz demektir.

Cesaret, Allah’tan hakkıyla korkmaktır; korkmuyorsanız korkaksınız demektir.

Kelimeler kalbinde hikmetler taşır, hikmeti görmüyorsanız cahilsiniz demektir.

İnfak etmek, azametle bilinir; vermeye güç yetirirken veremiyorsanız âcizsiniz demektir.

Devamı »

Mayıs 20, 2007 Yazan: adigebatur | Deneme | | 7 Yorumlar