KAR/DAN
Ağzımda ekşi bir tat
Ve ekmeğin buğusu
Akşam sofrası
Kan kokusu
Yanaklarıma değen yağmur
Parmaklarımda esen rûzigâr
Kar
Yağar Devamı »
KIRMIZI KANLA BİLİNİR

bir.
her umudun tutunacak dalı var
sabah bir gezginin ayak sesleri
yolum sana varmayacaksa
gitmenin ne anlamı var
Devamı »
MONA ROSA II-ÖLÜM VE ÇERÇEVELER
Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;
Garip bir yolculuk, tren ve Gülce.
Bir hançer bölüyor, ah, rüyaları:
Bir rüya, bir hançer, bir el; ve, ve, ve…
Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;
Gece kar yağacak sabaha kadar.
Toprakta et, kemik çıtırtıları…
Yarı ölüleri bir korku tutar
Değince bir taşa kafatasları.
-Ölüler ki yalnız tırnakları var,
Ve yalnız burkulmuş diz kapakları…- Devamı »
Muhabbettir
Kelimeler dudağında bir musiki gibidir
Elleri, dağ yamacında nevbahar çiçekleri
Nereye gitse umut, ne yöne baksa hayat
Yürüdüğü yolları incitmekten çekinir
Nazenin bir gül olur tebessüm yanağında
Zarafettir…
Erir mum gibi
Aşk-ı ilahi ile enâniyet
Varlığın sırrı yok olmakla bilinir. Devamı »
Muttasıl

Adın huruf-u mukattaa ile Suyu ikiye bölerken
Göğün çanağından sırrı pençeliyordu ebabil
Şakaklarında asrın nüshası ömür
Kaç firkati çeker kınından
Ebu Greyb’de ikindi vakti
Seccadesi çekilir önünden
Kapanır elleri kelepçeli
Ya Hay !.. Devamı »
Rüveyda
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı
yetim çığlıklarımı duyurmak üzere sana
koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına Devamı »
Önden giden atlılar
ıssız sıcak çölleri
karşı karlı dağları
çoktan aşıp gittiler
kayboldular uzakta
önden giden atlılar
ben burada kaldım böyle
işleri aceledir
çok uzundur yolları
bense geride kaldım
yetişemedim size
önden giden atlılar Devamı »
Züleyha’nın Yusuf’u

Züleyha’nın gözlerinde Yusuf’un sureti var
Her şafak ağaran saçlarında
Tel tel Yusuf’un aydınlığı
Endamıyla çıkınca avlulara
Sarayda bir güzellik dolaşır
Yusuf ise Züleyha’nın damarlarında
Ay doğmaya utanır, bir bahar akşamında
Ve çöllerin şaşkınlığı sorunca nedenini
Der ki: Yusuf bu gece Mısır sokaklarında Devamı »
Leyla Köşesi
Bir de bakalım Leyla köşesinden
Aşkın kadın adlı penceresinden
Bırakmıştı kendini yazılmış olana
Susmak ve konuşmamak denen cana
Evlenmişti ve görünüşte mutlu
Şimdiden memnun ve gelecekten umutlu
Fakat bir eksiklik ufacık bir nokta
Kalbi kurcalıyordu hala
Mecnun ne olmuştu neredeydi
Nasıldı ne yapıyordu hali neydi
Geceleri loş gölgeler arasında
Kum tepelerinde ay yarasında
Mecnuna benzeyen hayaller olurdu Devamı »
Sitâre
“Çeşmek Be-zen Sitare
Ezmen Mekon Kanare”
Nerden çıktın karşıma böyle Sitare
Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
Kirpiklerin yüreğime batıyor
Telaşlı bir kalabalığın ortasında
Ayaküstü konuşuyoruz
Nedimin nigehban nergisleri gibi
Üstümüzde bütün nazarlar
Çok utanıyorum Sitare
Dün oturup hesap ettim
Sen doğduğun zaman
Ben bir askeri mektepte talebeymişim Devamı »


